Tanyel YILMAZ

facebook-paylas
Biraz İzmir yapalım mı?
Tarih: 27-02-2019 13:34:00 Güncelleme: 27-02-2019 13:34:00


Bu aralar birkaç kez İzmir’e gittim… Yıllardır her bulduğum fırsatta gidip gelmeyi sevdiğim, bulunmaktan keyif aldığım bir şehir…

 

Özellikle insanları çok özel, hangi inanca ya da siyasal görüşe sahip olursa olsun İzmir’de insanlar İstanbul ve Ankara’ya göre sakin…

 

İnsanlar genellikle mutlu görünüyor. Elbette sıkıntıları sorunları var, ama kısmen mutlular…

 

Sokaktaki yaşam kısmen daha hesaplı ve kaliteli.

 

Son yıllarda özellikle İstanbul’dan göç alan bir kent. İstanbul’dan İzmir’e göç eden bir aile ile tanıştım. Pek mutluyuz, zaman zaman İstanbul’da özlediğimiz şeyler var elbette ama pek düşünmüyoruz dönmeyi diyorlar.

 

Benzeri bir yorumu da Mudanya için dinlemiştim. İstanbul’da işi olanlar, Mudanya’ya yerleşiyor. Daha nitelikli evleri daha hesaplı satın alıyor ya da kiralıyorlar. Yaşam zaten daha hesaplı… Hava temiz, trafik yok ve çocukların eğitimi konusunda daha verimli çözümler bulabiliyor insanlar. Yaşamanın bedeli hiçbir yerde İstanbul’da olduğu kadar pahalı değil. Örnek mi: Avrasya tünelinden işine aracıyla gidip dönen birisi, BUDO ile daha ucuza Mudanya’ya gidip gelebiliyor; üstelik vale, otopark vs ödemelerinden, yakıt ve trafik stresinden de kurtuluyor. Özellikle esnek mesaili çalışanlar için İstanbul artık tartışmalı bir tercih…

 

Bu nedenle İstanbul’da gayrimenkul değerleri ve kiralar sert düşerken, İstanbul dışında düşüşler daha yumuşak.

 

Ekonominin temel kuralı, arz ve talep…

 

20 milyon kişinin sürekli bir şeyler talep ettiği İstanbul’da arz talep dengesi farklı bir fiyatta oluşurken, İstanbul dışında bu rakamlar farklı fiyatlamalara neden oluyor.

 

Neredeyse 30 yıldır şahsi düşüncemdir İstanbul’un daha fazla büyütülmemesi ve Anadolu’daki sosyal yaşamın, sağlık ve eğitim olmak üzere diğer olanaklara erişimin daha kolaylaştırılması. Seyahatlerimde gözlemliyorum ki, mesela Gaziantep, 500 binden fazla mülteciye rağmen yaşam kalitesi yükselmiş. Manisa, Akhisar, Balıkesir, özellikle Bursa ve İzmir…

 

İstanbul’a rakip şehirler giderek güçleniyor. Adana, Mersin, İzmir, Bursa, Samsun gibi kentler giderek yükseliyor.

 

Tüm bu kentlerin ortak özelliği hem büyük kent olmaları hem de sayfiye ve kırsal olanaklara erişimin daha konforlu olması.

 

Ekonomi bireysel ve toplumsal yaşantımızı belirlerken, bireysel tercihlerimiz ve toplumsal yaşantı da ekonomiyi şekillendiriyor. Ortalama eğitim seviyemiz düşerken, internet sayesinde kontrol edilmesi olanaksız bir şekilde toplum farkı bir bilinçlenmeye doğru gidiyor. Değişim kaçınılmaz ve kaçınılmaz olan değişimin bir parçasıyız.

 

Kehanete gelince, İstanbul’un payı düşmek, Anadolu’nun payı artmak zorunda… Her anlamda Anadolu hem üretimde hem de tüketimdeki payını arttırmaya başlayacak. Çünkü Türkiye İstanbul’dan ibaret değil… Bunu artık görmemiz gerekiyor.

 

Hükümetler Anadolu’ya yatırımı arttırmak için sürekli teşvik paketleri hazırlıyorlar, şimdi ise Anadolu’nun kendi hazırladığı paketle karşı karşıyayız. Önümüzdeki dönem Anadolu’ya yapılan yatırımlar daha verimli ve karlı hale gelecek. Çünkü insanlar yaşamak için Anadolu’ya gitmeye başladılar. Ve bu dalga giderek büyüyecek. İzmir, Bursa, Adana, Mersin gibi kentleri iyi izlemekte yara var… Krizi ve bu zor günleri aşacağız bir şekilde, çünkü aşmak zorundayız; işte bunun sonrasında farklı bir Türkiye çıkacak karşımıza. Eskişehir gibi dünya çapında kentlerimizle daha rekabetçi olacağız. İzmir güzel bir örnek, bilim insanlarımızın bu dönüşünü gözden kaçırmamalarını izlemelerini bekliyorum, eminim çok değerli bilgiler elde edecekler gelecek için…

 

 

 

 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HAVA DURUMU
YUKARI