ataşehir escort ümraniuye escort kadıköy escort



Tanyel YILMAZ

facebook-paylas
Pazar mı market mi?
Tarih: 12-02-2019 20:59:00 Güncelleme: 12-02-2019 20:59:00


Pazar ve market aslında aynı kelimeler… Market, pazarın İngilizcesi… Tabi günlük kullanımdaki süpermarket, market, giderek geleneksel pazarların yerini alıyor. Gündelik yaşantımızdaki esnafların yerini AVM’lerin alması gibi, köylü pazarlarının yerini de tüccar pazarları alıyor.

 

Anadolu’da hala belli yerlerde kurulan köylü pazarlarının ortak özelliği, köylülerin kendi yetiştirdikleri ürünleri, kendi ürettikleri malları doğrudan halka satmalarıdır. Dolayısıyla malın gerçek değeri pazarda kendini bulur.

 

Oysa İstanbul’da gittiğiniz pazarlarda bunu bulma şansınız yoktur. Tüccar, ürünü köylüden tarladan alır, hallere gönderir.

 

Hallerdeki komisyoncular bu malları üzerine kar koyarak nihai tüketiciye ulaştıracak aracıya satarlar. Bu kimi zaman bir manav, süpermarket zinciri ya da pazar esnafı olur. Dolayısıyla, mahalle pazarında satılan ürünlerin aslında marketteki ya da manavdakilerden farkı yoktur; hepsi halden gelir.

 

Pazar tezgahındaki ilkellik cazip gelir, köylüden alıyormuş gibi hissedersiniz.

 

Bugün her Çarşamba günü Yeşilköy pazarında satılan ürünlere ve fiyatlarına baktığınız zaman, aynı ürünü markette (özellikle de o güne özel kampanyalar nedeniyle) daha ucuza bulursunuz.

 

Kısacası, ürün aynı ürün, fiyat aynı fiyat, belki biraz daha yüksek, ben ne anladım böyle pazardan?

 

Hükümetin tanzim satış hamlesi yerinde bir hamle de bunlar zaten vardı, neden kapatıldı? Hatanın neresinden dönülse kardır, açalım tabi, ama halktan da özür dileyelim, hata ettik diye…

 

Benim önerim ise daha farklı, gerçek pazarlar kuralım.

 

Kentin belirli yerlerinde, pazarcılar esnafının arkasında saklanan çıkar gruplarını bir kenara atalım ve gerçek köylülere tezgah verelim; onlar da getirip mevsiminde ürünlerini satsınlar. Kış günü satılan domatesin, üzümün köylü ürünü olmadığı belli…

 

Böylelikle her sebze ve meyveyi mevsiminde, doğrudan üreticisinden alalım. Bu durumda da her köylü ürünü kadar tezgah kullanır, yazlık ve kışlık ürünleri, yumurtaları vs, hiç biri yıl boyunca o tezgahı kullanamaz. Bu modellemeler bir şekilde yapılarak en doğru çözüm bir şekilde bulunur.

 

Böyle olunca da ürününü yok pahasına (1 TL) tüccara satan köylü, malını 7-10 lira yerine 3 liraya vatandaşa satar. Vatandaş da köylü de memnun olur. Bu süreçte aracılık edenler de halkın ve köylülerin sırtından kazandıklarıyla yetinsinler ve bu komisyonculuk adı altındaki şey de artık köylüleri ve halkı sömüremez hale gelir.

 

Yoksa eğer sistem aracıyı zorunlu kılarsa, kar etmeleri gerekeceği için fiyatların da yükselmesi kaçınılmaz olur.

 

Tabi büyük kentlerde bu noktada lojistik sorunlar olacağı kesin, mesela İstanbul…

 

Köylü nereden ürettiği malı ne zaman getirip, nasıl satacak? Bunlar da kolay çözülecek sorunlar değil. O zaman doğal olarak büyük kentlerde aracılar devreye girmek zorunda kalacak. İşte tanzim satış mağazaları belki bu noktada düşük kar marjları kullanarak köylünün ürünlerinin halka ulaşabilmesini sağlamak adına daha verimli kullanılabilir ve bu lojistik sorunların çözümü bir nebze kolaylaşabilir.

 

Tabi köylünün yerli tohum, doğal gübre kullanma gibi seçeneklerini değerlendirmesi gerekiyor.

 

Tabi işin bir de tarımsal sanayi boyutu var. Hibrit tohumlar ve endüstriyel gübre kullanarak yüksek verim elde edecek olan yatırımcılar da daha kurumsal pazarlara, yani market zincirlerine satış yapacaklar. Artık kim neyi nerden kaça almak isterse gidip oradan alacak.

 

Tüketiciye bu konuda seçme şansı verdiğimiz zaman emin olun bilinçli tüketici bu şansı kullanacaktır.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HAVA DURUMU
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI