ataşehir escort ümraniuye escort kadıköy escort



ÇİĞDEM AYDOĞDU

facebook-paylas
Derin mevzular
Tarih: 26-04-2019 01:14:00 Güncelleme: 26-04-2019 01:14:00


Yıl 2019 ve 21.  Yüzyıldayız.  Günümüzde evrenin derinliklerini keşfetmek üzere çalışmalar yapılıyor. İnsanın hücre yapısından, genetik tasarımlar ile mükemmel insan üzerine çalışılıyor.  Eksik organlarının yerine yapay organlar ile tamamlanması ise engelleri ortadan kaldırmak için büyük adım. Normal bir insan elinin ayağının, bacağının, böbreğinin görevlerini bu yapay organlar tamamlıyor. Teknoloji yapay zeka ile ayrı bir çağ atladı.  

 

İnsan bilincinin robot aktarılması konuşuluyor ve önümüzdeki otuz yıl içinde bunun gerçek olacağı varsayılıyor.  Nanoteknoloji kullanılarak yaşayan dokudan oluşan bir organdan okunabilir düşünce ve fikirleri çıkarabilen teknoloji şu an çok çılgınca görünse de her şey o kadar hızlı ilerliyor ki gelecekte bu konular hiç imkânsız olmayacak.  

 

İnsanın biyolojik gelişimi ve rahat yaşamı için teknolojik açıdan bu çalışmalar yapılırken; insanlığın insanca yaşamının manevi boyutu es geçiliyor. Hayat bu boyuttaki gelişmişliğe rağmen tam tersi bir hoyratlıkta tüm acımasızlığıyla devam ediyor.

 

Bizler de; savaşlar, cinayetler, tecavüzler insanlık adına koskocaman bir kaos girdabı arasında güzel bir şeyler yaşamak için çabalıyoruz.  Liderler, yöneticiler bu kaos girdabında kendi bekalarını devamını sağlarken, biz zavallı insanlar da süresini bilmediğimiz bu ömürde hakkımıza düşecek bir avuç mutluluk için mücadelemizi sürdürüyoruz.

 

Teknoloji ve keşifler dünya sınırlarını aşıp uzayın derinliklerine kadar ilerlemişken insanca yaşamak bu kadar zor olmamalı. Mesela her yerinde bereket fışkıran Anadolu toprağı 80 milyon nüfusu gıda olarak doyurabilmeli. Mesela, güven içinde kaygısızca yaşamayı istemek lüks olmamalı. Mesela, mesela, mesela… ?

 

Şimdi bu giriş yazısının arkasından çok düz tarafsız bir şekilde yaşanmış bir konuyu anlatacağım. Neden mi?

 

Gelişmişlik nedir?

Teknoloji nedir?

Teknolojiyi satın almak, kullanmak gelişmişlik midir?

 

Davranış, nezaket, görgü kuralları, kişi hakları eğitimin ve gelişmişliğin hangi dalına dâhil?

Vicdani, davranış, görgü ve genel ahlak eğitimini; Aile mi? Toplum mu? Okul mu veriyor?

Hangi açıdan istiyorsak o açıdan değerlendirelim…

 

Konunun talihsizi 30 yaşında genç bir kadın.

 

Olay İstanbul Taksim’de geçiyor. Genç kadın mesai bitimi saat 22.00 civarında Taksim-Cihangir arasında bulunan iş yerinden çıkıyor. Amacı Taksim meydanından otobüse binerek bir an önce ailesinin yanına evine gitmek ve yapmış olduğu mesaiden kaynaklı yorgunluğunu dindirmek. Çünkü ertesi gün yine sabah başlayan mesai gece 22.00’ye kadar devam edecek. İş yerinden birkaç yüz metre uzaklaşıp Taksim Meydanı’na vardığında sivil polisler tarafından durduruluyor ve kimliği isteniyor. Genç kadın durumdan rahatsız fakat ülkenin içinde olduğu ve bulunduğu nokta Taksim Meydanı olduğu için olayın rutin bir durum olduğunu düşünüp kimliğini uzatıyor. Polisler kimlik incelemesi sonrası kadını kolundan tutup ellerine kelepçeyi takıyorlar.

 

Kadın şaşkın, anlam veremiyor ne olduğunu anlamaya çalışıyor. Neler olduğunu soruyor “emniyete gidince öğrenirsin” diye cevap alıyor. Genç kadın “emniyete gidelim fakat şu kelepçeyi çıkartın lütfen, buralar işyerimin önü. Bütün arkadaş çevrem burada bir gören olursa ben durumu nasıl açıklarım. Ben kelepçe takılacak ne yaptım” diyor.  Tüm yalvarmaları nafile, sonuç vermiyor.

 

Taksim Meydanı’ndan İstiklal Caddesi’ni elinde kelepçe iki tarafında sivil polisler eşliğinde yürüyerek ve ağlayarak Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne getiriliyor.

 

Suçunun ne olduğundan habersiz saatlerce bekletiliyor. Bir yandan da gözü saatinde... Son otobüsü kaçırırsa Taksim’de kalacak yeri yok ve ailesine durumu nasıl izah edeceğini bilemiyor. Dakikalar saatler gibi geliyor ve uzun bekleyişin ardından nihayetinde bir polis suçunun ne olduğunu söylüyor.

 

Bir kız arkadaşıyla yaşamış olduğu tartışmadan dolayı kızın şikayet etmesi sonucunda, haberi olmadığından gitmediği mahkemece çıkartılan zorla getirme kararından dolayı tutuklandığını öğreniyor.

 

Öğrenmesi serbest bırakılmasını sağlamıyor. Mahkemeye çıkıp ifade vermesi gerekiyormuş ve bu en erken sabah yapılacak. Bu nedenle gözaltında kalması için nezarethaneye atılıyor. Beyoğlu’nda nezarethane o kadar dolu ki genç kadın itiraz ediyor ve hiçbir şekilde bu ortama girmeyeceği konusunda diretiyor. Polisler tüm gece boyunca ağlayan ve artık feryat etmeye başlayan kadını susturmak için en yakın daha sakin kadın nezarethanesi arıyor ve sonuç Karaköy Polis Karakolu oluyor. Tekrar elleri kelepçeli bir şekilde Beyoğlu Polis Karakolu’ndan alınıp Karaköy Polis Karakolu’na nakli yapılıyor.

 

Genç kadın hayatında ilk defa ne olduğunu anlayamadan kendini bulduğu durum karşısında sabaha kadar ağlayarak gecesini nezarethanede tamamlıyor. Sabah olunca her şeyin çözüleceğini zanneden kadın mesaisine zamanında gitmez ise işini kaybetme kaygısıyla bir an önce mahkemenin görülmesini diliyor.

 

Sabah yine elleri kelepçeli, yanında polisler ile birlikte ekip otosuna bindiriliyor.  Çağlayan Adliyesi’ne getiriliyor. Orada öğreniyorlar ki bu davaya Bakırköy Adliyesi bakıyor. Yine elleri kelepçeli ve yanında polisler ile birlikte ekip otosuna bindirilip bu defa Bakırköy Adliyesi’nin yolu tutuluyor. Malum İstanbul trafiği epey bir zaman sonra Bakırköy Adliyesi’ne ulaşıyorlar. Bu arada iş yerinden aranan genç kadın durumu izah edebilmek için akla karayı seçiyor. Müdüre hanım adliye, karakol olayını anlamıyor veya anlamak istemiyor ve kızı işten kovduğunu söylüyor. Genç kadın talihsizliğine bin bir küfür sayarken bir taraftan da ağlıyor ve telefonu polis memuruna uzatıyor “Buyurun siz konuşun, açıklamayı siz yapın bu işlemleriniz nedeniyle işsiz kaldım” diyerek telefonu uzatıyor.  Polis memuru; bu olayda kadının bir suçu olmadığını, rutin bir işlem için yarım günlük bir izin verilmesi gerektiğini ve yasal olarak işten çıkaramayacağını söylüyor. Müdire daha sonra konuşacağını ifade ederek telefonu kapatıyor.

 

Bakırköy Adliyesi’nde Hakim karşısına çıkan genç kadının ifadesi alınmıyor çünkü karşı taraftaki kadın arkadaşı şikayetinden vazgeçmiş ve dava kapanalı epey bir zaman olmuş.

Genç kadın öğlen gibi işlemler bitip serbest bırakılıyor.  Kısacası genç kadının başına gelen “pişmiş tavuğun başına gelmez” atasözüyle çok iyi tarif edilebilir.

 

Konuyu hangi açıdan değerlendirelim?

 

Basit bir olay için bir insanı bu kadar rencide edip bir travma yaşatmaya kimin ne hakkı var? 

Bu gelişmiş teknolojide devletin aracı, yakıtı, polisinin daha önemli işler için kullanılamaz mı?

 

Etrafta bu kadar cani, tecavüzcü, katil, terörist, fetöcü dururken; iki kadının ağız dalaşı sonucunda gelişen bir olaya bu kadar abartılı, kişilik haklarına saygısızca muameleye ne gerek var?

 

Genç bir kadın, üstelik namusuyla çalışan, ailesiyle kalan daha önce herhangi bir sabıkası olmayan bir insana daha özenli olmak insani bir görev sayılmaz mı?

 

Mevzu çok derin bir mevzu…

 

Türkiye olarak biz bunu hak etmiyoruz… Çok zor değil gelişmiş ülke ve medeniyet olmak…

Biraz çalışmak,

Biraz eğitim,

Biraz değerlerine sahip çıkmak

Biraz adil paylaşım

Ve çokça adalet = Hakça adalet

 

cgdmaydogdu@gmail.com

 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HAVA DURUMU
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI