Cevat KABATAŞ

facebook-paylas
Ticari anlaşmazlıklarınızı kısa ve adil çözüm için Mahkeme yerine ISTAC’a götürün
Tarih: 28-04-2019 20:27:00 Güncelleme: 28-04-2019 20:27:00


Değerli Dostlar,

Hukukun üstünlüğünün olmadığı , adaletin kişiye göre tecelli edebildiği bir ülkede ticari anlaşmazlık ve uyuşmazlıklarda maalesef mahkemelerde hakkınızı arayamıyorsunuz.

Aramaya kalktığınızda ise min. 5 yıl ve ort.10 yıl sürdüğünü biliyor musunuz ?

Birinci derece mahkeme, İstinat ,Yargıtay ve hatta birinci derecenin direndiği durumlarda Yargıtay Genel Hukuk Kurulu ile birlikte 4 aşamalı bir çözümü bekliyoruz.

Mesela İş Kanunda hüküm der ki seri ‘’yargılama usullerine göre 4 ayda dava sonuçlanır’’. Ancak pratik uygulaması min. 3-4 yıldır.

Benim ve iş ortaklarımın 2014 yılında tamamladığımız bir danışmanlık işi karşılığında tahsil edemediğimizden dolayı açtığımız 200.000 USD dolar alacaklı ticari davamız şu anda halen Yargıtay’da bekliyor. Hoş paramız dolar olduğu ve dolarda sürekli yükseldiği için sorun yok ama para henüz kasaya girmedi ve nasıl sonuçlanacak onu da bilmiyoruz bilirkişi raporu gerçekleri ve doğruları maalesef yansıtmıyor.

Bir başka davam ise İstanbul 4. Tüketici Mahkemesinde devam ediyor ve açalı tam 10 yıldır oldu.. Dava halen daha 1. Derece mahkemede. Bakalım benim avukatımın ömrü sonucunu görmeye yetecek mi ?

Bunlar şaka değil veya abartı hiç değil..

Zaten bu uzun mahkeme süreçlerini özellikle art niyetli taraf iyi bildiği için sözleşme şartlarını yerine getirmek yerine karşı tarafın işi mahkemeye götürmesini özellikle istiyor.

İstanbul’da çok büyük ve uluslararası şirketlerin de avukatlığını yapan bir dostum geçenlerde benimle şunu paylaşmıştı.

‘’ Şirketlerin CFO ( Finans Direktörleri ) bize %100 kaybedeceğimiz davalarda bile siz işi mahkemede olabildiğince uzatın.’’ talimatı verdiklerini söylemişti. Min. 4-5 yıl süren davadan sonra o CFO orda halen olur mu ?Yada şirket kalır mı ?Belli olmadığı için profesyoneller günü kurtarma derdine girebiliyor.

Bunu sadece profesyoneller değil patronlar da bizzat yapıyorlar. Bazı şirketlerde Hukuk bölümünde 10 ve üzeri Avukat çalışıyor. Patronlar bunlara iyi para ödüyor. Bunda yanlış yok. Yanlış olan adil ve ortak çözüm yerine mahkeme süreçlerine işin iteklenmesi ve karşı tarafın mağdur edilmesidir.

Özetle ülkemizde işiniz mahkemeye kalmışsa geçmiş olsun..

İşte artık ticari anlaşmazlıklarla ilgili umut verici bir çözüm yerimiz var .

İSTANBUL TAHKİM MERKEZİ..

Tahkim Merkezleri, devletler arası anlaşmazlıklarda da çok önemli role sahiptir. Modern tahkim ve arabuculuk kuralları gözetilerek hazırlanan İstanbul Tahkim Merkezi Tahkim ve Arabuluculuk Kuralları, 26 Ekim 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

İstanbul Tahkim Merkezi hakem kararları nihai ve bağlayıcı olup, dünyanın her yerinde icra edilme gücüne sahiptir.

İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC), gerek Türkiye’deki gerekse yurtdışındaki ticari aktörler arasındaki uyuşmazlıkların çözümlenmesi için tahkim ve arabuluculuk hizmeti sunan, bağımsız, tarafsız ve özerk bir kurumdur. İstanbul Tahkim Merkezi, herhangi bir üyelik şartı aramaksızın uyuşmazlık çözümü konusunda tüm taraflara hizmet vermektedir.

Dünya’da İngiltere,İsviçre ve Singapor en önemli tahkim merkezleridir.

Örneğin 2013 yılında AOÇ Elmacık Su Genel Müdürü olarak görev yaparken Dubai merkezli bir şirketle 5 yıllık ihracat sözleşmesinde Singapur Tahkim Merkezini  karşılıklı mutabakatla koymuştuk.

Tabii Londra ve İsviçre maliyet olarak en yüksek yerler.

Sonuç olarak sizlere tavsiyem ,ister yerli ister uluslararası isterse de karşılıklı kişiler arasında bile ticari sözleşme ve anlaşmalar imzalıyorsanız mahkeme yerine İstanbul Tahkim Merkezi olarak yazılı belirtin.

Bu sorununuzun adil ve hızlı olarak ( 2-3 ay ) gibi kısa sürelerde çözülmesini sağlayacaktır.

Tahkim merkezleri itibar yerlerdir. Dolayısıyla buradaki uzmanlar, özellikle çalıştıkları kurumun itibarını ve geleceğini düşünürler.

Bunlar bırakın şirketler arası , devletler arasındaki ticari uyuşmazlıkları çözüyorlar. Dolayısıyla son derece güvenilir yerlerdir.

Mahkemelerde ise yetkinliği ve uzmanlığı belli olmayan bilirkişilere dosya havale edilerek rapor yazmaları isteniyor. Ve bu kişiler çoğu zaman raporları kasıtlı veya gayri ciddiyetle 5 ayda bile tamamlayamıyorlar ve bu sebeple dava celseleri ve süreleri uzamaktadır.

Buradan hareketle geçtiğimiz yıl dünya’da ve Türkiye’de bir ilk olacak proje için çalışmalar yaptık. Projeyi Türkiye’nin en büyük gıda grubu ile ilerleme kararı verdik. Projenin model ve geliştirme çalışmalarına bir taraftan gayet olumlu devam ediyordu.

Grup tarafı, bizim bir taraftan da sözleşme hazırlamamızı istedi. Bu iş bir proje işbirliğiydi.

Bizim sözleşmemizi, ticari sözleşmelerde 30 yıllık deneyimi olan büyük bir Holding’in eski Hukuk Müşaviri olan avukatımız gayet iki tarafın da hukukunu koruyacak şekilde hazırladı. Benim tarafımdan sözleşmeye özellikle anlaşmazlık durumunda İstanbul Tahkim Merkezini koydurmuştum.

Karşı taraf, 1,5 ay sonra bizim sözleşmemizin tamamını yok sayarak ,bir kenara atarak sıfırdan yeni bir sözleşme hazırlayıp gönderdiler.

Bir kere ticari sözleşmeler bu bu şekilde müzakere edilmez. Bizim gönderdiğimiz üzerinde veyahut onlar bize iletmiş olsaydı aynı şekilde o sözleşme üzerinden itiraz ve eklemelerimizi yapmamız gerekirdi.

Bu bir defa emeğe bile saygısızlıktır. Tabi sözleşmede sizi temin ederim bizi koruyan 1 madde bile yoktu..

Ayrıca sözleşmemizdeki İstanbul Tahkim Merkezini de çıkararak İstanbul Mahkemeleri olarak değiştirmişler ki bu bile art niyeti açıkça ortaya koyuyor..

Elbette ben ve ortaklarım daha bugünün çaylağı olmadığımız için kesinlikle kabul etmedik ve iş sözleşme aşamasında bitti.

Sanırım bizi kendi bayileri ve onlara hizmet ve ürün tedariği yapan şirketlerle karıştırdılar. Oysa biz onlara yıl min. 48 milyon TL ek ,ilave cirolu bir işbirliği projesi önermiştik. Bu iş modeli Türkiye ve dünya’da ilk olması da çok anlamlı ve önemliydi. Belki direkt patronla görüşebilseydik olabilirdi ancak kompleksli profesyoneller ( CEO ,Grup Başkanı, Genel Müdür ve alt kademe dahil ) bizim kar marjımıza bile göz dikmişlerdi.

Siz akıllı olsaydınız da yapsaydınız öyle değil mi ?

Bu projemizle 2 farklı şirketle de yaşadığımız traji komik olayları ayrıca başka bir yazımda detaylı paylaşacağım.

İşte neden ekonomik kriz var,neden dünya markaları çıkaramıyoruz ?Bizden neden facebook,twitter,Uber,whatsup, vs çıkmıyor diye fazla düşünmeyin sebepleri yeterince ortada değil mi ?

Yine 6 Aralık 2018’deki bir davamla ilgili karar için mahkeme konuyu bilirkişiye havale etti.30 Nisan’da celsemiz var aradan da 5 ay geçmiş ancak ortada halen bir rapor yok..1 iş günü kaldı. Gelse bile incelemeye ve gerekirse itiraza süre yok. Davamız en erken ekim ayına atacak. Hadi bakalım 6 ay daha sırf bilirkişi keyfiyetinden mağduriyet..

Raporun hakkaniyeti, objektifliği ne olacak o hiç belli değil..

Bu şekilde adalet sağlanır mı ?

Yabancı sermaye bu hukuksal şartlarda yatırıma gelir mi ? Kendini ne kadar güvende hisseder ?

Hesap verilmeyen, sorgulanmayan sistemler çalışmaz..

Sevgiyle Kalın,

Cevat Kabataş

25/04/2019

 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HAVA DURUMU
YUKARI