Bülent SOYLAN

facebook-paylas
İşsizliğin kol gezdiği ülkede istihdamı vergilendirmenin yanlışlığı üzerine
Tarih: 31-01-2019 21:56:00 Güncelleme: 31-01-2019 23:17:00


Bırakın istatistiklerdeki ufak değişiklikleri bir yana;

 

Bırakın herkes vergi vermelidir laflarını bir kenara;
 

Bu ülkede bir tarafta ağır bir işsizlik, bir tarafta üretimsizlik, bir tarafta adam çalıştırma vergileri var mı?
 

-Var tabii…
 

Bu tabloda işletmeler batıyor, üretim bitiyor, işsizlik artıyor mu?
 

-Batıyor, bitiyor ve artıyor tabii…
 

Bu durumda öyle ufak tefek, idare-i maslahatçı tedbirlerle(!) durumu kurtarma, bu gidişi düzeltme şansı görebiliyor musunuz?
 

-Görülmüyor.

 

Peki bu ülkede iktidarlar devr-i iktidarlarında, muhalefet bir gün iktidara geleceğini düşündüğünde bu vahim gidiş için en azından bu gidişin yaratacağı sarsıntı büyüklüğünde bir çözüm aramak, “böyle gelmiş böyle gitmez” demek zorunda değil mi?
 

-Bana göre zorunda.
 

Ama ne yazık ki onlarda bu konularda ciddi bir arayış, bir çaba, hatta bir sıkıntılı hal bile görülmüyor gibi.

 

Bu bizimki belki biraz niyet okuma ama, sanıyorum ki -işsizlikten üretime- bunlardan birinde aydan aya binde birlik düzelmeler(!) bile olsa, bu işleri nasıl da düzeltmekte olduklarına hem kendileri inanıp hem milleti buna inandırmaya çalışacaklar.
 

Oysa o işsizlik istatistiklerinde örneğin yüzde 10,3’lük rakamın 10,2’ye inmesi -bakkal hesabına vurunca- bin işsizden ayda sadece bir kişilik bir azalma olabildiğini düşündünüz mü?
 

Yine böyle bir iyileşme(!) temposuyla işsizlikteki birikimin binde birlik düzelmelerle ancak 999 ayda ya da (999/12=) 83 yılda eritilebileceğini biliyor musunuz?

 

Durum vahim ve bu anlayışla çözüm ümidi yok.
 

Ha, belki “o kadar beklenmez; 83 yılda nasıl olsa bir çözüm bulunur” da diyebilirsiniz; çünkü siz o kadar bekleriz derken ya işçinin yerini robotlar alır veya ülke iyiden iyiye batar da bu işler artık ekonominin yeni ama mutlaka yabancı sahiplerinin ilgilenmesi gereken konular arasına girip bizim siyasetçilerimiz üzerinde hiçbir sorumluluk kalmaz. 
 

 

*
 

 

Türkiye, içinde bulunduğu bu tabloda daha fazla kalmamalı, gerekirse “Buzlar çözülmeden”deki bir tarzla bu çarpık işleyişin taşlarını sisteme yeniden yerleştirmelidir.

 

Nedir bu?
 

İstihdamdaki yetersizlik ile ekonomideki üretimsizliğin önündeki “taş” maalesef, bir zamanlar sanayi devrimini yaşamış, ardından teknolojisini geliştirmiş, haliyle sermaye birikimini yapmış, içerideki işçisine iş vermek bir yana, yetmeyince dışarıdan işçi getirtmiş bir gelişmiş ekonominin, Alman ekonomisinin modelidir.

 

Bu modelde sanayi emeğe büyük ihtiyaç duyup yüksek istihdam sağladığı için bizdeki gibi bir işsizlik sorunu olmaz; yüksek verimle çalıştığı için, bordrolar üzerinden gelir vergisi alarak bir açıdan istihdam edeni ve üretim içindeki işçiliği de vergilendirseniz çarklar durmaz.
 

Ama bunu bizim ülkemiz gibi işsizi bol, sanayii ve dolayısıyla üretimi zayıf bir ülkede uygulamaya kalkarsanız, maalesef o örnek aldığınız ülkedeki sistem burada tam tersine etkiler gösterir; yani devlet eliyle üretimi pahalılaştırır, istihdamı kısar. Sonra da; bu kadar mükemmel bir vergi sistemiyle nasıl oluyor da üretim gelişmiyor, işsizlik azalmıyor dersiniz.

 

Olmaz…
 

İşsizlik çığ gibi büyür, üretim düşerken siz istihdam üzerinden vergi alamazsınız.
 

Alırım bak başkaları alıyor ya, üstelik nerede kazanç varsa tabii ki orada vergi de olacak derseniz bu olmaz.
 

Unutmayın; Vergi, ekonomi politikasının sadece bir aracıdır; amacı değil.
 

Ekonominin hedefleri verginin hedeflerinden önce gelir ve bir ülkede vergi sistemi sadece ekonomik sistem esas alınarak, oradaki sağlıklı işleyiş üzerine bina edilmelidir.

 

Denecektir ki “yok öyle yağma; işçi de olsa kazanan öder”
 

Peki siz öyle derken neden yatırımlar artsın, üretim gelişsin diye kimi projelere beş yıl, on yıllık kazançlarından vergi bağışıklıkları getirirsiniz?
 

Orada gerekçeniz “Ekonominin kazancı vergi toplamaktan önce gelir” değil mi?
 

Orada geçerli olan mantık niye istihdama sıra gelince çalışmaz da “İstihdam edeni vergilendiririm” diye diretirsiniz?
 

Devletin bir eli istihdam sağlamaya çalışırken diğer eli onu bastırabilir mi?
 

 

*
 

 

Türkiye, içinde bulunduğu bu yaşamsal sıkıntıdan, kötüye gidişinden ancak istihdam üzerinden, ve dolayısıyla üretim maliyetleri üzerindeki vergi yükünden “devrim niteliğinde” bir indirim yaparak kurtulabilir.
İndirin üretim maliyetlerine binmiş istihdam maliyetini, korkmayın...
 

İşçilik ucuzlasın, üretim ucuzlasın, işsizlik azalsın; ekonomi artık makas değiştirsin.
 

Bu bir delilik mi?
 

Bu durumu yaratan düzene göre delilikse delilik…
 

Hatırlasanıza, “Buzlar Çözülmeden”deki o deli kaymakam da böyle şeyler yapmış ama hepimizin gönlünü kazanmamış mıydı?





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HAVA DURUMU
YUKARI